London’u doğru yaşamak!

“Yaşamımıza hükmeden mutluluk arayışıysa, bu arayışın dinamiklerini (bütün harareti ve paradokslarıyla ) açığa çıkaran nadir etkinliklerden biri seyahatlerimizdir.”

Şu cümledeki hissi bilmeden önüne atlas alıp, ülkeleri ezberleyen, yerlerini aklına kazıyan bir çocukluk geçirdim. Atlas, harita vb. gibi dünya algımızı şekillendiren her türlü materyali çok sevdim. Berlin duvarı vb. gibi olaylarla anılan şehirleri-mekanları merak edip bir gün gitme arzusuyla hareket ettim ve yine çocuktum. Yurtdışı hayalimi hayata geçirene kadar Türkiye sınırları içerisinde gördüğüm yerler olduysa da 2010 yılında eğitim amaçlı kısa süreli Londra’ya yaşamaya gittim. O çocuklukta yaptıklarımın bir hazırlık olduğunu hissetmemi sağlayan 3 ay kadar kısa, içerikte nerdeyse 30 yıl kadar birikim sağlayacak tecrübeye sahip oldum.

Öncelikle seyahat etme niyetindeki insanlar cesur olmalı ve bütün konforlardan arınmalı. Az parayla ne kadar çok gezebilirim sorusunu sorup, cevaplayabilmeli!

Eğitim amacıyla kısa süreli yaşayacağım bu ülke, şehir aslında sonrasında yapacağım seyahatler için cesaretimi, tecrübelerimi hazırlamış olacaktı.

Öğrenci olarak vize alacağım için gideceğim okulun ödemesini önceden yaptık, aynı zamanda kalacağım Katolik hostel’de de yer ayrıltıldı ve bunların hepsi vize işlemlerinde belge olarak sunuldu. Aynı zamanda evrakların tercüme edilmesi istendi ki gösterilen tapu vb. gibi belgeler de vize işlemleri için noter tasdikli sunuldu. Ama gidecek kişiler tekrardan bir kontrol yapmalı. Bir eğitim danışmanı ile çıktığım bu yolculukta Pakistan’lı bir taksici tarafından karşılandım. Seyahate çıkarken öncelikle A planınızın yanında bir B planı da olmalı. Çünkü beni karşılayacak olan Türk arkadaşlarımın son anda bundan vazgeçmeleri ve bunu uçağa binmeme 1-2 saat kala öğrenmemle danışman aracılığıyla taksici bulundu. Filmlerde görülen elinde kartonla bekleyen insan sahnesini ben de Heathrow havalimanında yaşadım!

4 saatlik bir uçuş sonrası hem yalnız çıktığım yolculuk hem de dillerine hakimiyetimin az olduğu yabancı bir ülkeye inmiştim. Basınç sıkıntısını yaylaya çıkarken bile yaşayan kulaklarım bu 4 saatlik yolculuk sonucunda duymuyordu!

Yanımda beraber seyahat ettiğim Türkler sayesinde pasaport kontrol kuyruğuna geldik ve geldiğimizde upuzun bir kuyruk bizi bekliyordu. Bu kuyruğu da aştığımızda valizler alındı ve beni kimin beklediğini bilmeyerek, adımın yazılı olduğu kartonu bulma niyetiyle yol aldım. Çıkışa geldiğimde Pakistanlı bekleyen taksiciyi buldum ve kapıya doğru yol aldık. Taksiye bindiğimde hissiz bir şekilde yolda olduğumu farkettim. Direksiyonlar farklı yönde, yollar sanki tersine akıyor, etrafta bilmediğim tarzda tabelalar vs vs vs.

Nasıl olacak bu iş sorusunu sormadım dersem yalan olur. Yurdun önüne yanaştığımda rahibeler beni bekliyordu!

Yurda vardım, rahibeler, öğrenciler derken ne yapacağım sorusuyla biraz daha hemhal olacağımı çok iyi anladım.

Etraf yemyeşil ve haziran olmasına rağmen hava serindi. Yerleştiğim  oda dublex ve üst kat komşum Güney Kore’li Hwibin idi. Artık Londra’daydım ve burada 3 ay sürecek bir hayat beni bekliyordu.

Uzun uzadıya bir giriş yaptığımın farkındayım. Yalnız ilk kez yurtdışına çıkacak herkes için başka deneyimler çok ama çok değerli. Başka tecrübeler, kendi yaşayacağımız tecrübeler için kılavuz veya ışık oluyor. Bundan ötürü yazmalıyız, anlatmalıyız vs. Pazar günü vardığım için ertesi gün okul başladı. Okula giderken haftalık Oyster kartımı aldık. Evet Londra’da toplu taşımada bizdeki İstanbul kart muadili olabilecek Oyster kart kullanılıyor. İlk hafta için oyster kartımı her yöne kullanabilecek şekilde doldurdum. Otobüs ve Tube yani metro için birlikte kullanılırsa 30 pound idi. Ama otobüse sadece alınırsa daha ucuz. Otobüs, çok tercih edilmeyen bir toplu taşıma ve uzun da sürüyordu. Bundan ötürü metro pahalıdır. Bir dahaki haftalarda ulaşım mevzusunu şu şekilde çözdüm. Hafta sonları günlük otobüse binecek şekilde doldurup, bir gün içerisinde sınırsız binme hakkıyla şehirde yapacağım gezileri yapıyordum. Haftaiçi de okul-yurt arasını yürüyerek yapıp, hafta sonu geziyordum.

Buradan sonrasını belli kademelerle anlatacağım.

Ulaşım: Londra’da ulaşımı raylı sistemle yapmak için öncelikle “London Map” alınmalı.  Haritaya bakmadan kullanmak sıkıntılı olabiliyor. Çok sık tren değiştiriliyor kimi zaman ve bunu kaçırmamak lazım.

Aynı zamanda zonelara ayrılan bu şehirde bilet de zone kullanımlarına göre alınılıyor. Örneğin ben Southfield ve Wimbledon bölgesinde olduğum için 3 zone luk alıyordum. Zone kaçırıldığında kart çalışmıyor.

Kullanılan yolların da adları var ve katlı bir metro ağı mevcut.  Bu yolları çözmek çok vakit almıyordu ama elde map’le seyahat yapmak gerekiyordu. Aynı zamanda Londra’da bir turist için bu mevzuda imkanlar çok geniş ve açıklayıcı. Çünkü her binilen araçta harita var, duraklarda haritalar çok net ve açıklayıcı. Aynı zamanda duraklardan da rahatlıkla haritalar alınabilir.

Londra’ya ilk kez gidecek biri öncelikle dışarı kendini atıp bulunduğu yerin merkeziliğine göre hareket etmeli. Metroya binecekse bulunduğu süreyi dikkate alacak şekilde bilet olayı ayarlamalı. Kısa süreli kalacak olanlar günlük biletler de alabilirken uzun süreli kalacak olanlar Oyster kartla hareket etmeleri daha rahat olacaktır. Eğer merkezi yerdelerse yürüyerek birçok yere ulaşabilirler ve bu sayede şehri yaşayarak görmüş olurlar. Bir şehri yaşayarak öğrenmenin, gezmenin katkısı paha biçilemez! Bununla beraber eğer merkezi yerde kalınmıyorsa hemen bir map ve bilet işi halledilip, yola koyulmalı. Gezilecek yerler çoğunlukla 1.zone’da olup en fazla 2 ve 3. zonelara gidilmeye ihtiyaç duyulacaktır.

1.zone’da her şey birbirine aslında yakın ve iç içe geçmiş durumda. Yalnız Londra’da kısa sürede çok yer gezme hayali kuranlar hüsrana uğrayabilir. Bu sebeple iyi bir planlamayla ya birkaç kez gelinerek belli başlı müzeler, parklar gezilecek ya da önem listesine göre bir kez gidildiyse önemli yerler görülecek.

Ulaşım işini hallettikten sonra müzeler, ilgi alanına göre belirlense de British Museum muhakkak görülmeli. Bu müze kimi kişiler arasında çalıntı müzesi vs görülse de ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri. Aynı zamanda Avrupa’nın başka yerlerinde de olan Madame Tussauds  gibi müzeler yerine Londra dendi mi akla gelen spesifik müzeler görülmeli.

-London Museum

-British museum

-Natural History Museum

– Victoria and Albert Museum
bunlar gibi başlıca müzelerin yanında Imperial War museum gibi spesifik yerler de ziyaret edilmeli. Müzeler konusunda internetten bir araştırma yapılıp muhakkak gidilmeli. Çünkü müzeler çok vakit aldığı için bazısı gidilmeye değer olmayabilir.

Müzeler yanında parklarıyla da çok meşhur olan Londra’nın bu parkları da kademelendirilip gezilmeli.

Örneğin Regent’s Park cennetten bir köşe gibi gelirken Hyde Park ise hafiflemek, rahatlamak, yürüyüş yapıp spor adına da tercih edilebilir.

London’da ki en iyi parklar için tıklayınız

Şu linkten de sıralamaya bakılabilir. Londra’nın parklarında doğal hayatın akışı çok güzel ve huzur veriyor. Gezintiyi sincaplarla yapıp, göletlerdeki kuş çeşitliliğini izleyebilirsiniz. Londra’daki parklar Avrupa’daki parklarla çok kıyaslanamaz. En azından gördüklerimle kıyasladığımda bu sonuca varılabilir.  Hakeza Londra diğer Avrupa başkentlerinden zaten birçok yönden çok farklı. Bunu hem gördüğüm yerlere kıyasla hem de dinlediğim deneyimlerin de harmanıyla çok rahat yapabiliyorum.

Linkte gösterilen parkların bir bölümünün kendine has bir havası var. Benim için St  James Park’da sincaplarla gezilir, Hyde Park’da uzun yürüyüş kapılıp ardından şezlonglara uzanılabilir, Regent’s park da ise muazzam peyzajın içinde gezinilerek cennet gibi yer cümlesi kurulup durulur. Hyde Parkın Oxford tarafından girildiğinde çok rahat South Kensington tarafına doğru olan yönden çıkılıp, o bölge de gezilebilir. Belli başlı isimlerin dışında Greenwich’e gidildiğinde sıfır noktasında fotoğraf çekildikten sonra Greenwich park’da soluklanıp, kahve yudumlanabilir. Yani Londra denilince “parkları” diyen çıkarsa abartılı bir yorum olmaz. Bununla beraber daha birçok renkliliğe sahip bir başkentten, şehirden bahsediyoruz. Bu çeşitliliğinden ötürü neresinden tutulsa anlatılacak çok şey var.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar