ArtvinGeziSon Geziler

Artvin Gezisi

2015 yılında Artvin’e yaptığımız geziyi ve gittiğimiz yerleri sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Artvinliyiz ve Artvin’e 1 haftalık tatile gittik. Artvin dışında yol üzerinde uğradığımız yerler de oldu onları da anlatımda bulabileceksiniz.

Anne-Baba emekli olduktan sonra yazları Artvin’e tatile gidiyor. Evliliğimizin de ilk yılı münasebetiyle onlara bir sürpriz yapmak üzere düştük yollara. Sabah 05:00’da İstanbul’dan başlayan yolculuğumuzda ilk durağımız Gerede/Bolu oldu. Burada güzel bir kahvaltı ettikten sonra Samsun’a doğru devam ettik. Gerede’den Samsun şehir merkezi 420 km sürüyor. Özellikle Karadeniz turu yapacak olanların en çok sıkılacağı yer burası.

Güç bela da bu yolu atlattık. Bu arada arada geçen diyalogları da aktarmak istiyorum. Annem sık sık arayıp Artvin’den İstanbul’a gelen kuzenimi dayısından almamı tembihliyor. Bu arada ben de hala işteyim. Dolayısıyla yolda olduğumuzdan haberi yok. Artvin’den yük kamyonuna bir şeyler vermişler, falanca tarihte bunları şuradan al diyor. Ne derse tamam diyorum.

Cankurtaran geçidi vardır Artvinliler bilir. Burası hava şartlarının birçoğunu kendi içinde barındırır. Yağmur yağar, sis çöker, dolu yağar.. Buraya geldiğinizde anlarsınız Cankurtaran geçidinde olduğunuzu. Zamanında trafik kazalarının da çok olduğu bir alan (galiba adını da buradan alıyor) Sağ salim burayı da geçtikten sonra aracımızla Borçka/Artvin’e kadar geldik. Arada birkaç telefon görüşmemiz daha oldu. Yaklaşık 2 saat daha gidince köyümüze varmış olacağız. Hal böyle olunca akşam 19:30 gibi Borçka’dayken annemi aradım. Malum eş dost çok olunca köyde olmayabilirlerdi. Nitekim haklı da çıktım 🙂 Yengemin köyüne gitmişler hatta bu gece orada kalacaklarmış. Evin anahtarını ne yaptınız dedim, yanımızda dediler. Bu arada benim yolda olabileceğim hiç akıllarına da gelmedi tabi. Artık mecbur kaldık geliyoruz demeye.

Ben : Anne biz Borçka’dayız. Köye geliyoruz.
Annem : İyi iyi, sabaha gelirsiniz. (şaşkınlıktan nevri döndü kadının)
Ben: Anne biz geldik geldik, 2 saat sonra Şavşat’ta oluruz.
Annem: (Sevinç çığlıkları) 🙂

Bu konuşmadan sonra Borçka’da güzelce karnımızı doyurduk. Pidelere koyulan biberler acı olunca eşim yiyemedi. Aç kaldı yine 🙂 Şavşat’a geldik ve bizimkileri alıp doğruca köye gittik. Akşam saat 22:00 gibi köyde evin önündeydik. 1400 km yolcuğumuz toplamda 16 saat sürdü.

asnigil mahallesi, kayadibi köyü, şavşat, artvin

Sabah uyandığımda bu eşsiz manzara bizi selamladı. Göz alabildiğine dağlar, göz alabildiğine yeşil!

çamiyara-şavşat

Kayadibi Köyü, Şavşat / Artvin

cami mahallesi-kayadibi-köyü-şavşat

Kahvaltı sonrası yürüyüşteyiz, aynı zamanda bol bol fotoğraf çekiniyoruz. Ağustos ayının ortasındayız. Buralarda havaların en ideal zamanları. Yanımıza su almadık, zaten her yerden su çıkıyor 🙂 Biraz ileride çocukluğumdan da hatırladığım bir su vardı. Oraya gidip su içelim dedik.

çeşme-den-su-iç-kayadibi-köyü

Eğilip bu sudan kana kana içmeyi özleyenlere gelsin 🙂

kayadibi-koyu-1-savsat-artvin

Özlediğimiz doğa, doğallık.

kayadibi-koyu-2-savsat-artvin

kayadibi-koyu-3-savsat-artvin

İstanbul’da insanların orman manzaralı bir daire alabilmek için ortalama 1 milyon tl verdiği bir ülkede, orman ile iç içe yaşayabilme fırsatımız var. Bu harika bir duygu.

Köye geç saatte gelince komşulardan, akrabalardan kimsenin haberi olmadı. Sabah uyandıklarında da bizi görünce ziyaretlerin ardı arkası kesilmedi. Sevenimiz çok 🙂 Oldukça kalabalık bir ortamda mahallemizin yaşlılarının sohbetlerini, hikayelerini dinleyerek akşam ettik.

Köyde genç yok denecek kadar az. Karadeniz tarıma uygun olmayan yapısı, iş kollarının olmayışı sebebiyle sürekli göç veriyor. Köyde yaşlılardan başka sadece emekli olup köyüne geri dönenlerden oluşan bir grup insan var. Köylerin genel yapısı böyle maalesef. Tek tesellimiz, insanın elinin daha az değdiği yerlerde yeşili doğayı bir başına bırakarak yeşilin hüküm sürmesidir.

Çocukluğumda köye gidince şurası güzel, burası şöyle diye anlatılan bir çok yeri bu sefer arabamız olduğu için görme fırsatım olacaktı. Bu en büyük arzumdu. Zira o yıllarda bunu gerçekleştirme fırsatını hiçbir zaman bulamadım. İlk durağımız Şavşat Karagöl olacak. Kahvaltıyı ettikten sonra hazırlanın gidiyoruz dedim. Rotamız Karagöl. Artvin’de iki tane karagöl var. Biri Şavşat ilçesinde, diğeri de Borçka ilçesinde. Biz Şavşat Karagöl’e doğru yol alıyoruz.

şavşat-karagöl-bizimle-gez-1

Karagöl, Şavşat, Artvin (Sahara Milli Parkı)

şavşat-karagöl-bizimle-gez-2

şavşat-karagöl-bizimle-gez-3

şavşat-karagöl-bizimle-gez-4

şavşat-karagöl-bizimle-gez-5

şavşat-karagöl-bizimle-gez-6

Eskiden göl etrafında bu çardaklar yoktu. İnsanlar piknik için geldiğinde çimenlere yayılıyordu. Karagöl etrafında çardakların olması, mangal alanlarının yapılması tesisi düzene sokmuş. Biz de üstteki fotoğrafta gördüğünüz çardaklardan birine yerleştik.

şavşat-karagöl-bizimle-gez-7

Güzel görüntülerden bir tanesi, Babam ve Annem Artvin Şavşat Sahara Milli Parkında balıklara ekmek atıyor. ? Tabii balıklar halinden memnun! Elde olan ekmeği tamamen yediler.

şavşat-karagöl-bizimle-gez-8

Annemin balıkları bir sevme şekli var, görmelisiniz. 🙂 (Tabi bunu paylaşamıyorum)

Ayrıca muhakkak izlemenizi tavsiye ettiğim bir video daha var. Yaban TV, İzci Team ekibi Şavşat gezisi planlamıştı. Burada geçen maceralı yolculuklarında Karagöl’de 1 gece konakladılar. Ayrıca şavşatı gezdiler.

 

Akşama doğru Karagöl’deki pikniğimizi ve gezimizi sonlandırdık. Karagölün biraz daha ilerisinde Alabalık tesisi var fakat karnımız tok olunca oraya da bir sonraki sefere diyerek köye doğru yola düştük. Bu sırada babama yol üzerinde gidebileceğimiz başka yerler var mı diye sordum. Tibet kilisesinden bahsetti. Köyümüze de yakınmış, fakat götüren olmayınca haberimiz de olmadı işte. Bunu duyunca yolumuzun da üzerinde olan Tibet Kilisesine geldik. Artvin Şavşat eskiden  ermenilerin yaşadığı bir yerleşke olduğundan kiliselere ait kalıntılar, işlemeler, motifler görmek mümkün. Buralarda restorasyon yapılmamış olması büyük bir kayıp doğrusu. Bakım olmayınca elde olanla yetinmeye devam edilmiş. Kilisenin sadece duvarları ayakta duruyor. Ne kadar dayanır? Ne zaman yıkılır? bilinmez.

tibet-kilisesi-şavşat-1

tibet-kilisesi-şavşat-2

tibet-kilisesi-şavşat-3

tibet-kilisesi-şavşat-4

Tibet Kilisesi, Şavşat, Artvin

Tibet Kilisesinden köyümüz yaklaşık 20 dakika sürüyor. Akşam karanlığı iyice çökmeden eve dönüyoruz. Biz evde olsak da olmasak da evimizin ziyaretçileri çok şükür eksik olmuyor. Kapının önünde bizi bekliyorlar 🙂 Bu saate kadar neredesiniz diye de sitem atıyorlar. O kadar çok seviliyoruz 🙂

Sabah kahvaltı ettikten sonra, babam hem arazilerimizin yerini göstermek için hem de şöyle bir dolaşalım diye bizi evden çıkardı. Eskiden insan sesinin hakim olduğu alanlarda şimdilerde hayvanların egemenliği sürüyor. Yani doğa görevini yapıyor.

kayadibi-koyu-4-savsat-artvin

kayadibi-koyu-5-savsat-artvin

kayadibi-koyu-6-savsat-artvin

kayadibi-koyu-7-savsat-artvin

Bu dik tepeleri tırmandıktan sonra göreceğimiz manzaranın hayali, direnmek için güzel bir sebep doğrusu.

kayadibi-koyu-8-savsat-artvin

Bu dağlar, karadeniz insanının özgürlük alanı. Artvin’in doğasına, yeşiline, toprağına aşık yaşıyoruz.

kayadibi-koyu-9-savsat-artvin

Kataroğulları dediğimiz bu bölge eşsiz manzarası ile bizi selamladı. Köyümüz o tırmandığımız tepenin hemen altında! Yahu böyle güzel bir manzara elinizin altındayken mahalleyi gidip niye oraya kurdunuz diye de iç geçirdim. Burası da bir çok yer gibi Ayıların egemenliği altında olan yerlerden biri olmuş. Buralarda insan pek az…

Biraz ileride elma ağacı var. 1-2 tane koparalım yürürken yeriz diyoruz. Yanına vardığımızda ayının elma ağacını sallayıp elmaların çoğunu ağacın dibine döktüğünü görüyoruz. Elma ekşi olunca da yemeyi bırakmış. Isırıp bıraktığı elma da kenarda duruyordu 🙂

Az ileride daha küçük tatlı bir elma vardı. Ağacı da kırmış ve üzerinde kalan elmaları da yemiş. Gözünüzü korkutmamak için bu kısımların fotoğraflarını paylaşmıyorum. Bizim için olağan bir durum bu. Sıkıntı yok 🙂

kayadibi-koyu-10-savsat-artvin

Üstteki fotoğrafta bulunduğumuz yerde kekik bulduk. Kokusu o kadar keskindi ki toplamadan edemedim doğrusu. Kurutup İstanbul’a getireceğim. 🙂

kayadibi-koyu-12-savsat-artvin

Eskiden (çocukluğumda) bu yollardan öküz arabaları geçerdi. Kataroğulları dediğimiz yerde patates, mısır ekilirdi. Tarlalarının oldukça verimli olduğunu anlatırdı babam. Şimdilerde buralar da unutulmuşlar listesinde alfabetik sırasında yerini almış vaziyette…

kayadibi-koyu-13-savsat-artvin

Biraz önce bahsi geçen çukurda kalan mahallemiz.

Babamla yaptığımız yürüyüşü sonlandırıyoruz. Doğruca eve gittik.

Eşim sıkıntıdan patlamış 🙂 Hadi seni gezdireyim diyerek ilçe merkezine gidiyoruz. Az da olsa kalabalığa karışıp değişik bir şeyler yapma fırsatı yakalarız. İstanbul’a dönmeden gönlümü ve gözümü yeşile, doğaya doyurmaya kararlıyım. Şavşat Efkar Tepesi, ilçe merkezinde çok güzel bir konumda. Köylerin çoğunu görebiliyorsun. Seyir alanı gibi bir alan var. Kafeterya türünde küçük bir yeme-içme alanı da bulunuyor.

efkar-tepesi-şavşat-1

efkar-tepesi-şavşat-2

efkar-tepesi-şavşat-3

Burada çay ve muhabbeti noktalayıp karanlığa kalmadan yeniden yollara düşüyoruz.

Komşularla sohbetteyiz. Allah ne verdiyse bir şeyler atıştırıyoruz. Ertan amca neşeli bir adam. O anlatıyor biz gülüyoruz. Sevimli bir misafirimiz de var. Adı “Garip”…

kayadibi-koyu-14-savsat-artvin

Ufaklık masanın kenarında suratıma bakıyor bana da birşeyler verin der gibi. Masadaki susamlı bisküvilerden veriyorum yer mi diye. Afiyetle götürdü. Arada birkaç tane daha yedi. Biz muhabbetin dibini görürken sabah ilk iş Yukarı Koyunlu Köyü, Şavşat‘a giderek Dedem ve Anneannem’in mezarlarını ziyaret etmek olacak. Misafirler kalktıktan sonra biz de istirahate çekildik.

Köyde hayat sabah ezanıyla başlıyor… Temiz havanın muazzam bir etkisi var… Annemin köyü olan Yukarı Koyunlu köyüne erkenden giderek mezarları ziyaret ettik. Köyde hayvancılıkla uğraşanların büyük bir bölümü yaylada olduğu için köyde sessizlik hakim… Yukarı Koyunlu Köyü, 2000 rakımda. Dağ köyü desek daha doğru olur. Yaylalardan gelen buz gibi suları bu köyü güzel kılan en önemli özelliği.

Bu köyde gezilip görülecek çok yer var aslında ama zaman sorunu buna biraz engel oluyor doğrusu. Köyün üst mahallesine yakın bir göl var. Adına Rutav diyorlar. Fazla zaman kaybetmeden yolda gördüğümüz komşuları da selamlayarak göle doğru gidiyoruz.  Göl hemen yukarısındaki yaylanın görüntüsünü yansıtıyor. Muazzam bir görüntü doğrusu. Dağın zirvesi köye ait yayla… Köyden yaylaya yürüyerek 2 saatte ulaşabiliyorsunuz.

rutav-yukarı-koyunlu-köyü-bizimle-gez-1

rutav-yukarı-koyunlu-köyü-bizimle-gez-2

rutav-yukarı-koyunlu-köyü-bizimle-gez-3

rutav-yukarı-koyunlu-köyü-bizimle-gez-4

rutav-yukarı-koyunlu-köyü-bizimle-gez-5

Rutav’ı gezdikten sonra, dağdan gelen sudan yeniden içmek için suyun yanına geliyoruz. Kana kana içmek bizim için lüks iken burada yaşayan insanlar ne kadar şanslı oysa! Kıymetini bilin demekten başka bir şey yapamıyoruz.

rutav-yukarı-koyunlu-köyü-bizimle-gez-6

Öğlen saatleri oldu artık. Alabalık yemek için tesise doğru gidiyoruz.

agara-şavşat-bizimle-gez

Eskiden üstteki fotoğrafta gördüğünüz kayadaki küçük mağaralarda arılar bal yaparmış. (Ben söyleyenlerin yalancısıyım) 🙂 Alabalık tesisine geldik. Geçen sefer Karagöl’e gelip Alabalık yiyememiştik. Bu sefer oraya da uğrayıp tereyağlı alabalıkları götürdük. Tesis dere yatağının üzerine kurulu. Yani yapay  bir yer değil. Dolayısıyla bu durum balıkların lezzetini arttırıyor 🙂

agara-şavşat-bizimle-gez-2

agara-şavşat-bizimle-gez-3

Alabalık tesisinden sonra yeniden köye döndük. Ailemizle geçirdiğimiz son günümüzdü. Dönüş için hazırlıkları yapmaya başladık. Sabah kahvaltıdan sonra yeniden İstanbul’a gideceğiz.

Şavşat’ta gezebildiğimiz yerler olduğu gibi içimizde kalan gidemediğimiz yerler de oldu. Yaban TV / İzci Team ekibinin yaptığı şavşat gezisinde çektiği videolardan gidilebilecek yerler konusunda bilgi sahibi olabilirsiniz.


Barajı akşam karanlığında geçmiştik. Bu yüzden fotoğraf çekebilme fırsatımız olmamıştı. Bu sefer Şavşat Soğuksu Dinlenme Yerinden geçerek Borçkaya kadar baraj ile birlikte yol aldık.

deriner-barajı-şavşat-bizimle-gez-1

deriner-barajı-şavşat-bizimle-gez-2

Bu baraj 5 etaptan oluşuyor. Dünyanın en büyük 5. barajı olma özelliğini taşıyor. Artvin Merkez, Borçka, Deriner, Muratlı ve Yusufeli olmak üzere toplam 5 bölgede birbirinin devamı şeklinde tasarlandı. Bölgedeki iklimi etkilediğini söylemek gerek. Eskiye oranla artık daha çok yağış alıyor ve kar daha az yağıyor.

Borçka Karagöle nasıl gidilir?

Borçka tabelasını görünce Borçka’da da karagöl olduğunu anımsadım. Bir daha buralara arabayla gelme fırsatımın da olmayacağını düşünerek oraya da gidelim dedim. Gidelim dedim ama yolun bu kadar uzun süreceğini düşünmedim. Borçka Karagöl, 25km mesafede fakat dağları tırmana tırmana ilerliyorsunuz. Yolları yapılmış, kötü değil. Asfalt olsun, parke taş olsun hepsi özenle belediye tarafından yollara uygulanmış. Neyse dönmek olmaz diyerek devam ettik. Öyle uzak falan demeye kalmadan, tesise girdikten sonra arabayı park etmek için yer bulamadık. Yani dağın tepesinde de park sorunu olabiliyor 🙂 10-15dk bu sorunla boğuştuktan sonra bir kenara bıraktık.

borçka-karagöl-bizimle-gez-1

borçka-karagöl-bizimle-gez-2

borçka-karagöl-bizimle-gez-3

borçka-karagöl-bizimle-gez-4

Borçka Karagöl, ciddi bir tesisleşme göstermiş. Restaurantları var. Çardak türü yerler çok. Ayrıca gölün tesis dışında kalan kısımlarında çadır kuranlar da var. Göl üzerinde sandal gezintisi yapabiliyorsunuz. Trekking yapan bir sürü insan dolu. Borçka Karagöl de eşsiz bir güzelliğe sahip fakat tek bir şansım varsa bunu Şavşat Karagöl’den yana kullanırdım. Şavşat Karagöl daha sakin, tesisleşme büyük oranda oluşmamış. Daha doğal bir görüntü sergiliyor. Dönüş yolunda olunca daha fazla kalmadan ortalama 1 saatlik bir gezi ile Borçka Karagöl Gezisini bitirdik.

Borçka’dan sonra yola devam ettik. Çıktığımız o 25 km’lik yol aşağı inişte kısa bir zamanda bitti. Tayyip Erdoğan’ın açtığı Dağ Camisi fotoğraflarını sosyal medya da görmüştüm. Artvin’i çıktıktan sonra buraya da gidelim diyerek düştük yollara. Rize’nin Güneysu ilçesinde bulunuyor gideceğimiz Dağ Camisi.

Dağ Camisine nasıl gidilir?

Tabelalarla bir yere kadar geldik fakat oradan ötesini bulmamız çok zor derken köyün içinden geçiyorduk ve gençlere sordum caminin yerini. Onlar da vakit namazı için gidiyorlarmış. Takılın peşimize dediler. Yine başladık tırmanmaya. Balataların kokusu geliyor artık o derece dik bir yeri tırmanıyoruz. Harbiden adının hakkını vermiş cami.

 

guneysu-dag-camisi-bizimle-gez-1

Dağ Cami, Güneysu, Rize

guneysu-dag-camisi-bizimle-gez-2

Tırmandığımız yerin ne kadar sıkıntılı olduğunu anlamanız için üstteki fotoğrafa bakabilirsiniz. Bu fotoğrafı çektiğim yer dağ camisinin yüksekliğinde değil. Dönerken çektiğim için yükseklik daha az.

guneysu-dag-camisi-bizimle-gez-3

Camiden dönerken dikkatimi çeken ev! Arkadaş o yamaçta ne işin var? 🙂

guneysu-dag-camisi-bizimle-gez-4

Gezimiz dağ camisi ziyareti sonrası burada son buldu. Ziyaret sonrası Rize’den 17:00’da İstanbul’a dönüş için harekete geçtik. Şayet yazının bu kısmına kadar okuduysanız, ayrıca özel bir teşekkürü hak ettiniz demektir. Zira oldukça uzun oldu. Fakat maksadımız sizi doğa ile bütünleştiren bir serüvenin içine çekmekti. Sabrınız ve anlayışınız için teşekkür ederim.

Sevgiyle kalın,
Aykut ÖZCAN

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün